Yücelen Hospital Ortaca
 
 
Yücelen Çağrı Merkezi
Germany
 
Yücelen Hastanesi Muğla
 
 
Yücelen Haberleri
AŞAĞI
YUKARI
ÜYE İŞLEMLERİ
 
Şifremi Unuttum | Yeni Üye
Değerli Ziyaretçimiz!
Web sitemizin tüm olanaklarından
faydalanmak için lütfen üye olunuz.

 
 
Sağlık Makaleleri
KAYGIYA DEĞİŞİK BİR YAKLAŞIM
İnsanlar dünya üzerinde var oluşlarından bu yana iki temel duyguyla yüz yüze gelmişlerdir. Bunlara korku ve kaygı adı verilmektedir. Üniversiteye giriş sınavlarının yarattığı kaygı ve korku hep gündemde olmuştur. Geleceğine yön vermek isteyen ve tercihlerini üniversite eğitimi almak üzere belirleyen gençlerin önündeki en büyük engel üniversite giriş sınavıdır. Doğal olarak bu kaygının giderilmesi ya da hiç değilse baş edilebilir bir hale getirilmesi sınav performansı açısından önemlidir.Her yılın mayıs, haziran aylarında bu heyecan giderek artar. İşte bu nedenle bu haftaki sağlık röportajımızı Özel Yücelen Hastanesi Uzman Psikologu M. Kenan ALYÜRÜK'e ayırdık ve kendisinden konuyla ilgili detaylı bilgiler aldık. Keyifle okumanızı diliyor ve sınava girecek her öğrenciye şimdiden başarılar diliyoruz.

Kaygı Ne Demektir? Nedenleri, belirtileri ve etkileri nelerdir?
Uzm. Psikolog M. Kenan ALYÜRÜK: Bir insanın yaşamda kalabilmesi için bir takım duygulara sahip olması gerekir. Bunlar korku, kaygı, endişe, kızgınlık, bunalım ya da stres gibi olmazsa olmaz duygulardır ve yaşamın sürmesi için belki hava, su kadar önemlidir. Düşünün aktif bir tehlikeden korkmadığı için kaçmayan bir kuş ya da insan yaşamını sürdürebilir mi? Ya da çevresel koşulların yaşam için yeterliliğinin tükenmiş olmasında bunaltıya düşmeyen bir canlı ( yiyecek bulamayan kuşlar örneği ) yaşamda kalabilir mi? Bu duyguların özünde bireyin varlığına yönelik objektif yani gözle görülür, elle tutulur bir tehdidin bireyce algılanması vardır. Yani kaygı, organizmanın karakteristik bir parçasıdır ve zarar verici bir uyarana karşı otomatik olarak verilen tepki, biçim ya da biçimleridir. Kaygı tepkileri arasında kan basıncı, solunum, kalp atışında yükselme, terleme gözlenir, aşırı kaygılarda ise idrar kaçırma, dışkılama ve kaçma tepkileri de gözlenebilir. Tüm bu tepkilerin ana merkezi olan sinir sistemimizi ele alırsak, sinir sistemimizin merkezi olan beynimizin genetik tasarımı bir kaç yüz bin yıllıktır. Özünde değişmeden günümüze kadar ulaşmıştır. Yüz binlerce yıl önce yeni doğanların pek azı ileri yaşlara ulaşabiliyorlardı ancak çok üremek ve tehlikeye karşı aşırı duyarlılık türün devamını sağlıyordu. O dönemlerdeki tehlike ÖSS'de başarısız olmak, işsiz kalmak değil kendisini kendisini ya da çocuğunu yemeğe gelen vahşi bir canlı tehlike idi. Tek çare savaş ya da kaçtı. Bu kararı en hızlı verenler hayatta kalabiliyordu. Savaşmak ya da kaçabilmek için ise yaralanmada en az kan kaybı için deri altındaki kılcal damarların büzülmesi, adalelelerdeki şekerin enerjiye çevrilmesi, kalp atışlarının hızlanması, yeterli ışık alınabilmesi için göz bebeklerinin irileşmesi, sesleri daha iyi duyabilmek için kulak zarlarının gerilmesi, etimizin değil bir tutam kılı veda edebilmek için tüylerimizin diken diken olması gibi bir sürü fizyolojik tepki devreye giriyordu. Günümüzde sokaklarda artık yabanıl hayvanların hemen hiçbiri sokaklarda görünmüyor zaten kapılarımızı da kitlemekteyiz. Ancak sınavda başarısızlığımızda, arkadaşlarımızca dışlandığımızda, trafik sıkıştığında, okula trafik yüzünden geç kaldığımızda, tuttuğumuz takım penaltı cezası yediğinde, sanki yabanıl bir hayvan saldırmış gibi bir tepki veririz. Bu tepkilerimizin kaynağı tarih öncesinden gelen genetik mirasımızdır.

Sınav Kaygısı üzerine söyleyebilecekleriniz nelerdir?
Uzm. Psikolog M. Kenan ALYÜRÜK: Sınav kaygısı, öğrencinin sınavla ilgili geliştirdiği kaygıdır. Sınav kaygısı sadece sınav salonu alanıyla belirlenmez. Öğrencinin ders çalışmaya başlamaktaki isteksizliği ve kaçınması da kaygının fonksiyonlarıdır. Zorlukla derse başlayan öğrenci ikide bir çalışma alanını terk ederek, adeta kendisini kaygıdan uzaklaştırmaktadır. Kaygısıyla kendini zorlayarak çalışmakta olan genç, başarı kaygısıyla algılama ve dikkatini toplama güçlüğü de çekmeye başlayabilir. Ayrıca bu yıl ÖSS'ye girecek öğrencilerin bir milyon iki yüzünün şimdiden sınavda başarısız kalacağı sadece altı yüz bin öğrencinin yerleştirileceği gerçeği öğrenci tarafından algılanmıştır. Dershane, özel öğretmen, anne babanın belirgin ders çalış baskıları, kazanamazsam şöyle olur tehditleri, senin için bunca fedakârlık söylemleri, her gün yüzlerce test sorusu çözme zorunluluğuna karşı karşıya kalan öğrencide kendilerini adeta yarışa hazırlanmakta olan at gibi algılatmaktadır. Üstelik bu at, yarışı kazanamazsa mezbahaya gönderilip sucuk yapılacaktır. Gerçekten de genç, kendisini ölümle karşı karşıya gelmiş gibi hissedebilir. Böyle bir tehditte beden var olan enerjisini yaşamsal merkezler üzerinde yoğunlaştırırken, fizikteki " Böyle Yaşsını " ya da felsefedeki " Hegel'i " anımsamak organizma için bir lükstür.

Kaygı Nasıl Giderilir?
Uzm. Psikolog M. Kenan ALYÜRÜK: Kaygıyı gidermenin çeşitli yolları vardır. Bizim klinik psikolojideki yaklaşımımız Bilişsel Davranışçı Yaklaşımdır. Bu yaklaşımda ana ilke bizde hoş olmayan uyaranlara verdiğimiz tepkiler, o uyaranların algılandığında oluşan süreçle ilgilidir. Bu süreç uyaranın algılanması ve bilinmesi ile ilgilidir. Bu bilinme düşünme fonksiyonu bilişlerimizdir. Yani elektrikten çekinmemiz elektrik ile ilgili bilişlerimizle ilgilidir. Bunlar bilişlerimizi tartışmayı gerektirir, ÖSS kaygısında öğrencinin " Yarış Atı " olmadığının algılanması gibi. Kaygıyı gidermede en etkili yol " gevşeme egzersizinin " öğrenilmesidir. Bu egzersiz kaygı ya da stres uyaranlarının bedenimizde ve zihnimizde oluşturduğu tepkileri tersine çevirmektir. ÖSS adayları bu tekniği öğrendiklerinde sınav anında gelişen kaygı ile kısa sürede baş etmeyi öğrenirler.

Peki, sınav kaygısından kurtulmak için yeni ve etkili bir yöntem olarak bilinen, EFT ( Duygusal Özgürleşme Tekniklerini ) açıklayabilir misiniz?
Uzm. Psikolog M. Kenan ALYÜRÜK: Sınav kaygısı ile başa çıkmada EFT uygulaması Türkiye'de 23 - 29 Mart tarihli Aktüel dergisinde de anlatıldığı gibi popüler bir uygulama olmuştur. Ben bu tekniği yaklaşık üç yıldır Muğla halkına hizmet olarak uygulamaktayım. EFT, Standford'lu bir mühendis, Gary Craig tarafından geliştirilmiş bir enerji tekniğidir ve adını " Duygusal Özgürlük Tekniği " anlamına gelen " Emotional Freedom Technique'nin " baş harflerinden alır. Aslında enerji teknikleri pek de yeni bir konu sayılmaz. Çinliler 5000 yıldır enerji sistemini, meridyenleri ve bunun sağlık üzerine etkisini zaten biliyor ve başarıyla kullanıyorlar. EFT'nin; anksiyete, korkular, fobiler, travmalar, yas, kızgınlık, suçluluk gibi duygusal bozukluklardan, performans geliştirme ( iş dünyası, kariyer, satış, spor … ) ve ilişkilerin iyileştirilmesine varan oldukça geniş bir yelpazede uygulama alanı var. Öğrenmesi kolay olan bu teknik bireyin profesyonel ve kişisel gelişiminde gerçek bir devrim yaratıyor. Gary Craig kendi anlatımı ile psikolojiye mühendis olarak bakmıştır hatta " bir mühendisin psikolojide işi ne? diye sorar. Ona göre bir mühendisin alnında bir sorun varsa, o sorun mutlaka enerji ile ilişkilidir. Bir mühendis gözü ile psikolojiye bakınca orada da enerji sorunu vardır. ADD'de EFT oldukça popüler uygulama alanı bulmaktadır. Özellikle terapi süresinin kısalığı yüzündende sigorta şirketlerince rağbet görmektedir.

Sizce bu yöntem başarıyı artırıp, öğrenciyi stresten kurtarmakta etkili bir yöntem midir?
Uzm. Psikolog M. Kenan ALYÜRÜK: Eklektik bir yaklaşımla EFT ve BDT ( Bilişsel Davranışçı Terapi ) birlikte uygulandığında oldukça başarılı sonuçlar alınmaktadır. Öğrenci, arkadaşlara yaklaşımda yalnız kaygıya yönelik yaklaşımlar değil daha verimli çalışma yöntemlerini edinme ve sınav gününe hazırlık yapmayı da önemli görmekteyim. Bunun için bir yaşam ritmi oluşturmak başarı için gereklidir. Ayrıca sınav günü, sınav alanı, sınav saati mutlaka sınav stresi ile başa çıkmada ele alınmalıdır. Türkiye - İsviçre futbol maçını anımsayın. Milli Takım psikologu olan meslektaşım ve arkadaşım Acar BALTAŞ'ın yaklaşım mantalitesine katılmadım, televizyon ekranından izlediğim takım maç ortamı için gereken duyarsızlaşmayı yapmamış ve sonuç olarak milli takım futbolcuları kontrolsüz başarı kaygılarının kurbanı oldukları herkes tarafından gözlenmişti. Hatta kontrolsüz kaygın ortaya çıkardığı saldırganlık milli takımın ceza alma sonucunu da ortaya çıkarmıştır. Ben başarılı bir ÖSS kaygısı için yaklaşımda mutlaka 18 Haziran ortamına hazırlanmayı önemli bir koşul olarak görmekteyim.

EFT'nin kullanım alanları nelerdir?
Uzm. Psikolog M. Kenan ALYÜRÜK: Sres, sıkıntı, keder, suçluluk, öfke, çekingenlik, ürkeklik, sınav stresi, yoğunlaşma ve isteklendirme güçlükleri, yeme bozuklukları, çeşitli bağımlılıklar, tikler, fobiler, panik atak, travma sonrası bozukluklar gibi bir çok alanda kullanılmaktadır. Benim kişisel gözlemlerimde fobilerde ve özellikle Obsesif - Kompulsif ( OCD ) bozuklukta ve travma sonrası ( çok uzun süren matemler ) gibi oldukça etkin bir yaklaşım olduğudur.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Uzm. Psikolog M. Kenan ALYÜRÜK: Bir de daha önce sınava girmiş olup ve bu sınavdan başarısız sonuç alan çocukların bir daha sınavı kazanamayacağım ( ki biz buna psikolojide ket vurma etkisi adını veriyoruz ) genellemesiyle yaşadığı kaygılarda özellikle EFT çok yardımcı olmaktadır. Sınava girecek olan öğrencilere şimdiden başarılar diliyorum.

AŞAĞI
YUKARI
 
 
Check-Up Programlarımız | Tanıtım Filmlerimiz | Servislerimiz | İnsan Kaynakları | Yönetim
 
© Yucelen Hospital 2010 Tüm Hakları Saklıdır
 
Designed by: Gündaş Reklam